26 Şubat 2011 Cumartesi

gri...

yumuk gözlerini siyah-beyaz odasında,eski yatağında açtı çelimsiz çocuk...
biri bütün renkleri çalmış gibiydi hayatındaki...biri bütün oyunlarını bozmuştu
daha o oynamaya başlamadan...başını isteksizce kaldırıp minik penceresinden
dışarı baktı...inanamadı...adını bile bilmediği renklere boyanmıştı her yer...
rüzgara kapılmış uçan kuşların gölgeleri dışında siyah yoktu hiçbir yerde...
bir an bile düşünmeden dışarı attı kendini çocuk...

   ...dışarı çıktığında saklanmıştı bütün renkler...sanki biri ondan önce gelip
bozuk bir silgiyle silmişcesine bulanıktı herşey...göremediği insanlar kadar
 soğuktu biçimsiz evler...tanımadığı insanlar kadar iyi saklıyordu günahlarını
 siyah gökyüzü...gri ağaçların dallarında asılı duruyordu renksiz kuşlar,
hiçbirinin cesareti yoktu sırayı bozmaya...aşağı doğru uzanan yola baktı çocuk.
yamuk çizgilerle çizilmişti yol.gitgide kıvrılıyordu,gitgide kayboluyordu,
tıpkı ardında bıraktıkları gibi...

   bozuk yola adım attı çelimsiz çocuk...yürümeye başladı havanın soğuduğunu
farketmeden...ağzından çıkan buhara aldırmadan devam etti...her adımında
bozuluyordu renkler...her adımında kırılıyordu peşinden sürüklediği hayalleri.
herkes saklanmıştı asla başlamadığı oyunda...gözlerini kapatıp 10a kadar saydı...
gözlerini açtığında...kararmıştı heryer...kıvrılan yol kaybolmuştu...karanlığın
içinde adım atmaya bile kortu çocuk...gözlerini kapatıp tekrar saymaya başladı...

  yumuk gözlerini siyah-beyaz odasında,eski yatağında açtı çelimsiz çocuk...
başını isteksizce kaldırıp minik penceresinden dışarı baktı.adını bile bilmediği
 renklere boyanmıştı her yer...
bir an bile düşünmeden dışarı attı kendini çocuk...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder