uzun uzun anlatabilsem ya sana...
dalga geçerek,
çok ufak şeyleri büyüterek,
en büyük şeyleri küçümseyerek...
oturup anlatabilsem...
söylemeye gerek kalmadan,aynı anda,aynı şeylere,
gülsek...etrafta olup biten tonlarcası içinden...
belki bir-kaç bardak çay,
yine sayılan saatler...
sonu yine aynı olsa hatta,hep olduğu gibi,
alıştığımız gibi...
ama susmayı bırakıp anlatabilsem...
sana.
30 Nisan 2012 Pazartesi
27 Nisan 2012 Cuma
tö-tö-nöt
piano çalışmam bitmiş...hani yatmadan bir-iki şey izler sonra
kitap okur uyurum şeklinde bir düşüncem vardı....ama en süper
harika şahane ilahi teknoloji sunucumuz ttnet internet sunamamaya
başlamış...yok gündelik sunamayışı da değil bu...hiç yok,yok...
internet yok diye gelen mesajlar ve ardından oluşan saçmalıklar
sonucu uydunun düştüğünden kaybolduğuna kadar fikirler sunuldu...
bir uydunun kaybolması için ne gibi şartlar gereklidir bilemiyorum ama,
benim fikrim bu işde nihat doğanın parmağı olduğu...
"benim memleketimin uydusu bile bir başka dönüyor" diyerek gaza gelmiş olabilir.
neden olmasın...neyse ttnet telefonlarıma da çıkmadın çok bozuldum.hayır insan bi
mesaj atar dersdeyim der!!!!neyse.
kitap okur uyurum şeklinde bir düşüncem vardı....ama en süper
harika şahane ilahi teknoloji sunucumuz ttnet internet sunamamaya
başlamış...yok gündelik sunamayışı da değil bu...hiç yok,yok...
internet yok diye gelen mesajlar ve ardından oluşan saçmalıklar
sonucu uydunun düştüğünden kaybolduğuna kadar fikirler sunuldu...
bir uydunun kaybolması için ne gibi şartlar gereklidir bilemiyorum ama,
benim fikrim bu işde nihat doğanın parmağı olduğu...
"benim memleketimin uydusu bile bir başka dönüyor" diyerek gaza gelmiş olabilir.
neden olmasın...neyse ttnet telefonlarıma da çıkmadın çok bozuldum.hayır insan bi
mesaj atar dersdeyim der!!!!neyse.
.....
8km ile yaptım açılışı ama olsun.
koşu süresince eşlik olarak koyyanisqatsi...
aslında hiç de fena olmadı...
hatta full şekilde bulup izlenilesi,
şöyle "sağlam" bir kafayla ama.
26 Nisan 2012 Perşembe
remzi balık
5 haftalık yoğunluğun,bir haftalık huzursuzluğun ardından dinleniyorum...
remzi yine bir şeyler fısıldıyor kulağıma,akvaryumundan...
bir süre onu dinleyerek yaşamayı düşünmüştüm,daha kolaydı.
sonra başıma açtığı işler yüzünden bıraktım,duymazdan geldim...
bir yerden sonra da sustu zaten...arada yemini verirken bir iki kelime
eder gibi olsa da,vazgeçti...
ben vazgeçmekten çok bastırdım hislerimi...
istesem de vazgeçemedim zaten...
servis:
arka koltuktaki gudubet karı:
hayatım?!!! nerdesin sen??7 kez aradım cevap vermiyosuğn!
- dersteydim?
- ama insan bi mesaj atar dersteydim diye!!!
-(bilinmeyen duyulmayan cümleler)
-hayır ben merak ediyorum nerdesin napıyosun ıbıgıbıgıbı höbödöbö börübörü öğğğeeee!!!
15 dakika sürdü bu dialog...be allahın kahrı kadın...
hayır kızdığım sırf o da değil...karşıdaki dangalağın,
-bas yürü git! deyip telefonu kapatmaması...
dünyayı terketme sebebisin kadın sen...
gerçi erkeklerden daha beter tripler duyuyorum bu günlerde...
lan,al birini vur.....ama vur yani,sen bizzat vur...tekme tokat...
bir arkadaşım,ayrıldığı sevgilisi için,
-benle yaptıklarını başkasıyla yapıcak?!
gibi ayarsız bir cümle kurmuştu...
ulan deyyus patentini mi aldın?
bir insanın sahibi olduğunu sanmamız ne garip...
karşımızdakini birey olmaktan uzaklaştırmamız...
içini boşaltıp kabuk haline getirme çabamız...
kızdığım bunu yapan insanlar da değil üstelik...
buna göz yuman dangalaklar...
gerçi ilişkiler konusunda bir genelleme yaparsam
karşımızdakinin görselini beğenmemiz durumunda
kişiliğini istediğimiz şekilde yontma çabasındayız...
sonra da bunun tanımı aşk oluyor genelde...
ardından dünyamız "ben onsuz yapamam" insancıklarıyla dolup
taşıyor.sen zaten yapamazsın ki...yapamazsın yani...
yapılman bile bu denli hatayken...
yıllarını birini izleyerek,hayan olarak,kızarak
isteyerek geçirsen bile....
kaybettiğinde yapıyorsun bir şekilde...
yapmak istemesen de...zorundasın...
hatta hala bir şeyleri ona anlatmaya devam etsen bile...
(my imaginary friend)
pianomun başındayım...gözüm uzunca bir süredir
pianonun üzerinde duran tic-tac kutusunda...
içinde bir tane var hala...bazen pes seslere
hafif bir tıkırtıyla eşkil ediyor...gücü yettiği kadar...
bazı sabahlar oturup sadece kahve içmek istiyorum...
sadece kahve...çok öyle büyütülecek bir olay değil...
bir yerlerde sessizce kahvemi içip insanları izlesem...
dalga geçsem...
bir yıldır takıntılı şekilde yaptığım spor
sanırım nefes almamı sağlayan tek şey...
boğulmaktan uzak tutuyor beni...
artık aynaya daha rahat bakıyorum...
sorunum aynaya bakmakla değil...
gözlerimi kapadığımda...
televizyon,haberler,evlendirme programları...
ne meraklı bir toplummuşuz evlenmek konusunda...
7den 70e hani....70 ne ki?
90lık dedem evlenmek istiyor...
78lik bunak altın seti olmazsa vermem diyor...
evlenmek konusuna okadar takıntılıyız ki...
hayatımızın birinci önceliği,evlenmek ve üremek...
en azından artık avlanmak zorunda değiliz...
hayır ben evlenmeye de üremeye de karşı değilim...
kesinlikle değilim...karşı olduğum şey bunu yapan insanlar.
aklımızı yitirdik...zaten yarımın yarısı etmeyen aklımızı...
onunda yarısını dinle bozduk yarısını evlenmekle...
neler yazarım ama...sonra dava açıyorlar falan...
ne alınganmışsın tan...
çok düşünüp az yazmak yerine...
bir kez olsun söylemek istedim...
yalnızca söylemek...düşünmeden...
saçma olmasını umursamadan...
şu durumda saçmalamanın ötesine de geçemedim...
ah remzi balık.
16 Nisan 2012 Pazartesi
.....
garip olan,vermiş olduğum tepki...
görmeyi en çok istediğim insanı,
görmeyi en son beklediğim anda görmem...
iki saniyelik donup kalmak,2 saniyelik
"o mu?" sorusuna cevap aramak....
belki üç saniyeliğine özlemle bakmak...
ardından karanlıkda kalmış çocuğun odasına,
yorganın altına saklanmak için kaçması gibi,
arkasına bakamadan uzaklaşma...
aklımdan çıkartamadığım 7 saniye...
1...
2...
3...
4...
5...
6...
7...
görmeyi en çok istediğim insanı,
görmeyi en son beklediğim anda görmem...
iki saniyelik donup kalmak,2 saniyelik
"o mu?" sorusuna cevap aramak....
belki üç saniyeliğine özlemle bakmak...
ardından karanlıkda kalmış çocuğun odasına,
yorganın altına saklanmak için kaçması gibi,
arkasına bakamadan uzaklaşma...
aklımdan çıkartamadığım 7 saniye...
1...
2...
3...
4...
5...
6...
7...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)